Kemal Sunal'ı The Mask filminde oynattılar işte sonuç!
Face Changer yöntemiyle yeşilçamın komik kralı kemal sunal'ın yüzün jim carrey'nin ünlü filmi tehe mask'a yerleştirilip üstüne de rahmetlinin film repliklerinden eklenince ortaya ilginç bir şey çıkmış. bakın bakalım beğenecek misiniz.
Son 10 yılın en iyi filmleri
2010-2019 yılları arasında binlerce film yayınlanmıştır. Movie Nerds ekibi de 1000 film arasından en güzellerini özel bir videoya eklemiş.
Yılbaşında izlenebilecek filmler
Oyuncu Doğu Demirkol'un; oyuncu arkadaşının oyuncu sevgilisini elinden alması!
Nuri Bilge Ceylan'ın 'Ahlat Ağacı' filminde rol gereği aynı filmde oynayan Ahmet Rıfat Şungar'ın sevgilisini elinden alan oyuncu Doğu Demirkol hızını alamayıp gerçek hayatta da Ahmet Rıfat Şungar'ın oyuncu sevgilisi Farah Zeynep Abdullah ile çıkmaya başladığı mevzudur.

Google'ın dizi ve film aramalarını kolaylaştırması
Google yeni bir özelliğiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Artık dizi sayılarının çok fazla artması ve hepsini takip etmenin oldukça güçleşmesiyle birlikte dizileri takip etmek de bir hayli zorlaştı. Google yeni özelliğiyle bizleri bu dertten kurtarmak için geliyor.
Sistemin işleyişi şöyle; Google aramasında herhangi bir dizi veya film aradığınızda karşınıza 'izledim' veya 'izleme listesine ekle' gibi seçenekler çıkıyor. Bu sayede izlemek istediğiniz diziyi listeye ekliyor ya da izlediğiniz dizilerin takibini yapmak için 'izledim' kategorisine bakıyorsunuz. Bence çok kullanışlı bir özellik.
Film kısmında ise, aradığınız film vizyondaysa 'bilet al' seçeneğiyle birlikte filme bilet alabiliyorsunuz.
Yeni özelliğin iOS ve Android platformlarında kullanılabileceği söyleniyor.
Tom Hanks'e Yunanistan vatandaşlığı verilmesi
Forrest Gump, Er Ryan'ı Kurtarmak, Yeşil Yol, Da Vinci Şifresi gibi efsane filmlerde yer alan Hollywood yıldızı Tom Hanks'e, Yunanistan ve Yunan kültürünün tanıtımına sağladığı katkı nedeniyle Yunan vatandaşlığı verilmesidir. Amerikalı aktör ve ailesine Yunan vatandaşlığı veren kararnameyi Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos imzalamış.
Atiye dizisi: Beren Saat ve Mehmet Günsür'ün mıy mıy konuşması!
Türk dizilerinin veya başka bir değişle Türkiye'yi fon edinen, Türk oyuncularının oynadığı yapımların Netfilix gibi uluslararası dijital platformlardan tüm dünyaya açılması çok güzel bir şey. Bu durum hem ülke tanıtımına katkı sağlar hem turizm gelirlerini arttırır hem de türk dizi film sektörünü madden ve manen daha yukarıya taşır.
Ama bunun olması için konu seçimi, işlenişi ve oyuncu seçimi çok önemli. Örneğin Netfilix'in 2. türk dizisi atiye bu konuda kafası oldukça karışık bir yapım olmuş gibi.
Şöyle ki: Konu seçimi açısından Göbekli Tepe'nin seçilmesi muhteşem bir tercih ve Türkiye'nin kıyı turizminin yanı sıra tarih ve doğal güzelliklerine dayalı turizmine de katkı sağlayacak cinsten. Dünya genelinden diziden etkilenerek sadece Göbekli Tepe'yi görmeye gelecek onlarca insan olacaktır.
Burada bir sorun yok. Fakat bence senaryo ve oyunculuk ülke tanıtımı açısından çok da başarılı değil. Konu çok çocuksu ve spolier vermemek adına buradan aktaramadım detaylar nedeniyle konunun bir sonraki adımını 5 yaşındaki çocuk dahi tahmin edebiliyor. Diyeceksiniz ki ne var bunda izlediğimiz yerli dizilerin hepsi böyle değil mi?
evet siz de haklısını izlediğimiz yerli dizileirn büyük bir çoğunluğu böyle ama bir farkla. Bu dizi bir gizem dizisi olarak dünyaya pazarlanıyor. durum böyle olunca da her detay her bir sonraki sahnenin şaşırtması, ters köşe yapması lazım. Peki Atiye böyle bir dizi mi? Hiç zannetmiyorum.
Gelelim işin oyunculuk kısmına. Bence oyuncu seçimi tam bir felaket, yani yerli bir hikaye anlatılacaksa herhalde Türkiye'de akla gelecek ilk isim Beren Saat ve Mehmet Günsür değildir, ya da başka bir değişle olmamalıdır. Zira ikisi de hem fizik hem ses kullanımı açısından Türkiye'nin "massachuset" nahiyesine bağlı gibiler.
İkisi de son derece moder ve anlayamadığım bir şekilde ses tonlamaları tınıları ve ses renkleri açısından çok monoton çok düz ve hatta daha da ilerisi mıy mıy konuşan iki karakter.
Seçimin ana nedeni Beren'in güzel Mehmet'in de yakışıklı olmasıysa! soru şu: Gerçekten Türkiye'de daha güzel veya daha yakışıklı ve aynı zamanda daha yerel görünen ve konuşan oyuncu yok muydu?
(oyuncu seçimine netfilix karar verdiyse elbette böyle olması normal öyleyse diyecek bir şey de yok zaten)
Gerdek gecesi yüzünden çekimleri yarıda kalan Nene Hatun filmi!
Türk toplumunun tarihi kahramanlara duyduğu saygı ve bunların manevi şahsiyetlerini yaşatma onurlarına leke getirmeme konusu bugün de çok canlı bir şekilde yaşıyor elbet. Ama kabul etmek gerekir ki geçmişte bu durum çok daha fazla yaşatılıyordu. Hatta gereğinden fazla bile denilebilir.
Şimdi hemen "ne demek gereğinden fazla kardeşim, korumayalım mı" dediğinizi duyar gibiyim. Elbetteki koruyalım ama bunu tarihi bir karakteri çok daha bilinir kılacak ve göz önüne getirecek ve belki de sevdirecek bir filmin çekilmesine de mani olmayacak düzeyde yapmak lazım.
Bunu da ben demiyorum, yıllarını sinemaya adamız Yeşilçam efsanesi Kadir İnanır diyor ve gerekçe olarak da geçmişte yaşadığı acı bir tecrübeyi gösteriyor.

İşte Kadir İnanır'ın kendi anlatımıyla Erzurum'da Nene Hatun filmini çekerken yaşadığı zorluk ve baskı:
"Biz 1970’li yıllarda Erzurum’da Nene Hatun’un hayatını anlatan bir film yapacaktık. Benim de sinemaya başladığım ilk yıllardı. Hazırlandık filme. ’Pazar Dergisi’ diye bir dergi vardı. O günkü anlayışımıza göre çıplak fotoğralar basan, magazinsel bir dergiydi. Biz de konuladığımız hikayeye göre, Nene Hatun kocasını askere gönderirken gerdek gecesi çekiyorduk. Böyle yanyana Türkan Şaroy ile birbirimize bakarken bir gerdek sahnesi çektik. Dergi de o fotoğrafı, ’Milli Kahraman’ın gerdek sahnesi filme alındı’ diye yayınladı. O yıllarda İstanbul ’da okuyan Erzurumlu üniversiteli talebelerin kurduğu dernekler ’Hayır siz bu şartlarda Erzurum’a giremezsiniz’ diye bir kampanya açtılar. Biz de endişe duyduk. Ben o zaman film çekilirken söz sahibi değildim. Şimdiki konumum olsa öyle iki tane derneğin direnişine karşı dururdum. Şimdi ki gücüm olsa o filmi burada çekerdik. Yapımcı da çekindi her halde. Gittik filmi Gerede’de çekdik. Adını da ’Gazi Kadın’ olarak değiştirdik. Çünkü Nene Hatun’a yakışan en güzel isim oydu. O film Türk sinemasının en güçlü, en pahalı filmlerinden biri oldu. Zaten tarihi günlerde de zaman zaman televizyon ekranlarına geliyor. Sonra o filme karşı çıkan Erzurumlular seyrettiler. Sanıyorum ki utanmışlardır. Keşke o filmi burada çekseydik daha anlamlı olurdu diye düşünüyorum. Şimdi birden bire kaç yıl geriye gittim. Şu mekanda çekmek varken, gittik Gerede’de çektik."
İşte o filmden Türkan Şoray'ın canlandırdığı Nene Hatun:
2019’un en etkileyici 29 Ekim reklamları
2019 yılında da pek çok marka 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'na özel reklam yayınladı. Onlar arasından en dikkat çekicileri şöyle...
Turkcell
Turkcell'in Kurtuluş Savaşı’nı Ali Poyrazoğlu’nun etkileyici sesiyle ve tüm gerçekleriyle anlattığı reklam filmi bu yıl en çok beğenilen ve paylaşılanlar arasında.
Turkcell, 29 Ekim’in tatil değil bayram olduğunu vurgulayan filmde 29 Ekim’e neden sahip çıkmamız gerektiğini ve neden bayram olarak kutlamamız gerektiğini anlatıyor.
Yurtbay Seramik
Yurtbay Seramik de bu yıl 29 Ekim reklam filmiyle dikkat çeken markalardan birisi. Diğer paylaştığımız reklamlardaki acıklı duygunun aksine biraz daha umut dolu bir reklam filmi yayınlamayı tercih etmiş.
“Cumhuriyete İyi Bak” sloganıyla Yurtbay Seramik de filminde bu toprakların kolay kazanılmadığına dikkat çekiyor.
SOCAR Türkiye
Bu yılın en uzun ve dikkat çeken 29 Ekim reklamlarından birisi de SOCAR Türkiye‘nin reklam filmi oldu. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi olan SOCAR’ın Türkiye ayağı 29 Ekim reklam filmde Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak değerlerinden ve Kurutuluş Savaşı’nda birlikte savaşan askerlerinden bahsediyor.
“Tek millet iki devletiz” diyen SOCAR’ın duygu yüklü reklam filmi “Birlikteyiz, güçlüyüz” sözleriyle bitiyor.
Kızılay
Kızılay’ın yaşamış bir olayı konu alan 29 Ekim filmi en beğenilen filmler arasındaydı.
“Cumhuriyet’e emanet bu hilal bu yıldızdan ayrılmaz” diyen film sonuyla da duygulandırıyor.
Karaca
Karaca’nın 29 Ekim reklamı da epey dikkat çekenleren ancak pek de olumlu bir yönden değil…
Karaca 29 Ekim’i farklı birkaç kısa video ile birlikte kutlamış.
FNSS Savunma Sistemleri
Mozart’ın Türk Marşı‘nı içerisinde yöneticileri de barındıran Türkiye’nin farklı mesleklerinden insanların farklı müzik aletleriyle çaldığı reklam filmiyle FNSS Savunma Sistemleri‘nin de reklam filmini listeye eklemek istedik.
Netflix Türkiye’nin ocak ayı önerileri
Netflix’in ocak ayı takviminde dikkat çeken dizi ve filmler yer alıyor. Özellikle büyük ilgi görmesi beklenen diziler mevcut.
Yeşilçam’dan efsane replikler: Geçti kılıçın alayı, sokun kıçınıza gagayı!
İlk aklıma gelenlerden biri; Orhan Elmas'ın yönettiği 1974 yapımı Tarık Akan ile Hale Soygazi'nin oynadığı Kanlı Deniz filminden bir sahnede Orçun Sonat'ın balıkçı Tarık Akan'aa tatlı rekabette söylediği şu repliktir.
- Geçmiş olsun Osman, kılıç yemiş bacakla balığa çıkılmaz. Geçti kılıçın alayı, sokun kıçınıza gagayı!
2019 yılında Türkiye'de en popüler Netflix yapımları
Dünyanın en popüler dizi-film yapımcısı ve dağımtısı Netflix, Türkiye'de 2019 yılına dair 'En'lerini yayınlamış.
Sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesaplarından yapılan paylaşımda, dikkat çekici detaylar var.

Dizi kategorisinde listenin en başında daha yeni yayına alınan Atiye dizisini görüyoruz. Bence şaşırtıcı bir gelişme. Sene sonu çıkmasına rağmen ilk sırayı alabilmesi büyük bir başarı. Bunun sebepleri arasında iyi bir tanıtım kampanyası yapılmasının olduğunu düşünüyorum. Beren Saat'in payı da yadsınamaz.
La casa de Papel ise listede ikinci sırada görünüyor. Elbette öyle popüler bir dizinin ilk üçte olması şaşırtıcı değil. Özellikle ilk 2 sezonuyla hayran kitlesini tüm dünyada arttıran La casa de Papel, Atiye'nin ardından ikinci sırayı alıyor.
Listenin üçüncü sırasında ise The Witcher'ı görüyoruz. Gerçekten oyuncu kadrosuyla ve konusuyla bu listede ilk üçü hak eden yapımlardan biri oldu The Witcher. O da tıpkı Atiye gibi senenin sonuna doğru çıkmasına rağmen Netflix Türkiye kullanıcılarından büyük ilgi gördü. Bunun sebepleri arasında daha önceden kitap ve bilgisayar oyunu olarak çıkması gösterilebilir.

Film listesinde ise birinciliği Organize İşler: Sazan Sarmalı almış. İlk filmiyle gönüllere taht kurmuştu zaten. Bana göre ikinci filmi kesinlikle birincinin yerini tutmaz ama izlenmeyecek film de değil. Kadrosu bile şans vermek için yeterli.
İkinci sırada ise Martin Scorsese'nin muhteşem yapımı The Irishman'i görüyoruz. Filmin kadrosunu bile sayınca listeye ilk üçten giriyor zaten. Başrolde Robert De Niro ve Al Pacino gibi iki büyük dev var. Fazla söze gerek yok sanırım. Kesinlikle izlenmeli. Süresinin uzunluğuyla biraz yorucu gelebilir ama kesinlikle bir şans verin.
Üçüncü sırada ise 6 Underground filmi bulunuyor. İzlemediğim için fazla yorum yapamıyorum ama başrolde Ryan Reynolds gibi bir adam varsa çok da kötü bir film değildir diye düşünüyorum.

Netflix'te elbette sadece dizi ve filmler yok. Netflix'in belgesel kategorisinde de çok geniş bir yelpazesi var. Açık konuşmak gerekirse belgesel yapımlarını fazla takip eden biri olmadığım için bu listeyle alakalı olarak yorum yapamıyorum. Biraz 'Gezegenimiz' belgesini izlemiştim ama sadece o kadar. O yüzden bu kategoriyi de başkası yorumlar.
İlk bakışta Türk yapımlarının birinciliğe yerleştiğini görüyoruz. Bu en azından Netflix'e Türk yapımı işlerin de izlendiği mesajını veriyor. Yani daha fazla Türkiye yapımı içerik görmek önümüzdeki dönemde mümkün olabilir. Şahsen benim fikrim Hakan: Muhafız gibi yapımların bizim ülkemizden çıkması sevindirici. Bu tarz işleri daha fazla görmek istediğimi belirtmek isterim. Bıktım artık sadece komedi ve dramdan. Biraz da aksiyon işlerine girmekte fayda var. Mükemmel olmasına gerek yok, bu işe biraz daha fazla ağırlık vermek güzel olacak. İlk işler biraz acemice olabilir ama daha fazla el attıkça o konuda da gelişebileceğimizi düşünüyorum.
Deapool'un üçüncü filminin onaylanması
Hayatımıza 2016 yılında çekilen filmiyle giren Deadpool karakteri çok sevilmiş ve devam filmi olarak ikincisi çekilmişti. Özellikle filmin başrolü Ryan Reynolds'ın Deadpool karakteriyle gerçekten uyum içinde olması, filmin izleyicilerinin beğenisini toplamış ve bunu da gişede ortaya çıkan hasılatla göstermişlerdi. Özellikle yaş sınırı olduğu halde böyle bir başarıya ulaşması takdir edilmesi gereken bir film başarısıdır.
Ryan Reynolds'dan filmin hayranları için çok güzel bir haber geldi. Deadpool serisinin üçüncü filminin Marvel çatısı altında çekileceği duyuruldu.
Live With Ryan and Kelly programında konuşan Reynolds, Deadpool markasının geleceğine dair bazı açıklamalarda bulundu. Ünlü aktörün söylediğine göre Marvel Studios, yeni bir Deadpool filmi için hazırlıklara çoktan başladı.
İlk X-Men filmlerinin ardından beyazperdede ismi dahi hatırlanmayan bir yan karakterden öteye geçemeyen Deadpool’u ana akıma kazandıran Ryan Reynolds, üçüncü film için herhangi bir tarih paylaşmadı.
Sinemanın Lolita'sı Sue Lyon'un hayatını kaybetmesi
Kült filmlerin usta yönetmeni Stanley Kubrick'in, Vladimir Nabokov'un romanından uyarladığı 1962 yapımı Lolita adlı film ile tanınan Sue Lyon hayatını kaybetmiş. Çok sevimli bir kadındı. Unutulmayacaksın.
Filmlerdeki sevişmeler ile gerçek hayat arasındaki farklar!
Çoğu kişinin hayalindeki cinsel hayatın sadece filmlerde olduğu mu bir gerçek yoksa hayalleri belirleyen şey aslında filmlerdeki sahnelerin bizzat kendisi mi tam emin değilim. Ama gerçek olan bir şey var ise o da hayatın olağan akışındaki her iş gibi sevişmeler de maalesef filmlerdeki gibi değil. Bunu da ben demiyorum CollegeHumour ekibi diyor. Şöyle ki; CollegeHumour ekibi filmlerdeki sahnelerle gerçek cinsel deneyimlerde yaşadığımız sahneleri birleştirmiş ve bu sonuca varmış. İşte aradaki o farklar kararı sen ver:
Acun Ilıcalı'nın Fox TV ve Zuhal Topal'a dava açması
Acun Ilıcalı'nın, Fox TV’de yayınlanan “Zuhal Topal’la Sofrada” programının, kendi kanalı TV8’de yayınlanan “Yemekteyiz” programından çalıntı olduğunu iddia ederek Fox TV ve Dual Film Yapım Şirketi’ni mahkemeye vermesidir. Dual Film Yapım Şirketi'nin sahibi de Zuhal Topal ve eşi Korhan Saygıner'dir. (Bkz.)
Netflix filmlerinin bekleneni verememesi
Bilindiği üzere Netflix dizi sektöründe artık lider konumda denilebilir. Gerçekten orijinal içerikleriyle çıtayı çok başka yere çıkardılar. İşin en güzel tarafı ise bir dizinin sezonu bittiğinde hemen diğer diziye başlayarak neredeyse diğer diziyi unutuyorsunuz. Çok fazla içerik var ve hepsi birbirinden güzel. Öyle bizim kıytırık Türk dizileri gibi de 3 saat sürmüyor. Genelde bölümler 40 dakika, taş çatlasın bir saat. Dizinin bir sezonu ise 8-10 bölüm civarı. Olaylar hızlı bir şekilde ilerliyor ve izleyici diziye doyuyor.
Gel gelelim Netflix filmlerine... Hakikaten bu kadar iyi dizi yapıp da bu kadar kötü film yapabilmek başarı öyküsüdür. Elle tutulur 2-3 film dışında neredeyse bütün filmleri çöp. Vallahi çöp, billahi çöp... En son bi The Irishman yayınladılar işte Al Pacino'lu Robert De niro'lu, o tuttu. E tutsun o da bir zahmet, yönetmen Martin Scorsese çünkü. Oyuncular desen baş yapıt zaten.
Bahsettiğim filmin fragmanı da burada:
Bu efsane kadrolu ve yönetmenli film dışında Netflix filmi sayamam bile... Yahu oyunculara bakıyorum, baya baya Hollywood yıldızı çoğu. E filmlere bakıyorum leş. Ya senaryo kötü ya da efektler falan. O kadar para yatırılıp ortaya çıkan iş bu mu? Natalie Portman'ın oynadığı film bile beğenilmedi ya. Natalie Portman diyorum düşünün... Kadının boş filmi yoktur neredeyse. Sağ olsun Netflix bu kadına bile leş film çektirdi daha ne olsun.
Natalie Portman'ın bahsedilen filminin fragmanı da burada:
Benim Netflix platformuna tavsiyem bu film işlerini falan bıraksın. Booool bol dizi yapsın. Astarı yüzünden pahalıya geliyor zaten. Bari o bütçeyi dizilere aktar da biz muhteşem yapımlar izlemeye devam edelim.
Türk sinemasına yansıyan Boğaz'daki gemi kazaları
Malum, son günlerde herkes Kanal İstanbul projesini tartışıyor. Bir taraf bu projenin rant kapısı olduğunu, çevre sorunlarına yol açacağını savunurken diğer taraf Boğaz'dan geçen yakıt tankerlerinin kaza yapma ihtimaline karşı gemilerin başka güzergahtan geçmesi gerektiğini söylüyor. İşte ikinci kısmın savunucularının bu tehlikeye örnek olarak gösterdiği kazalardan en önemlisi 1979 yılında İstanbul Boğazı'nda yaşanan tanker kazası.
1979 yılında Boğaz'da Independenta adlı Rumen tankeri, Evrenia isimli Yunan gemisiyle çarpışıyor. Ortaya büyük bir patlama ve yangın çıkıyor. Bu yangın tam 27 gün sürüyor. Kazada 43 mürettebat ölüyor. 27 gün süren yangın çevreyle birlikte halka da büyük zararlar veriyor.
O kaza tesadüfen Kemal Sunal'ın unutulmaz filmlerinden biri olan Korkusu Korkak filmine de yansımış. Hemşire Sevil, deniz kenarında Mülayim'e hasta olmadığını, raporların karıştığını anlatırken background'da da meşhur tanker kazası sonrası havaya yükselen dumanlar gözüküyor.
Aynı kazanın görüntüleri, Selahattin Alpay'ın başrolünde oynadığı "Dertli Gönüller Divane" adlı filme de yansımış. Filmin 50'nci dakikasından itibaren bu görüntüleri izleyebilirsiniz (Bkz.)

Tesadüfen midir bilinmez, Kanal İstanbul'un yapılması gerektiğini savunanların eline bu sabah koz veren bir olay yaşandı. Liberya bandıralı "Songa Irıdıum" adlı yük gemisi, Rumeli Hisarı mevkisinde arızalandı ve Aşiyan önlerinde iskele demirini atarak karaya oturdu. (Bkz.)
Sanırım Kanal İstanbul tartışmaları devam ettikçe gemi kazası haberlerini sıkça duyacağız.
90'ları anlatan film: Biz Böyleyiz
Çekimleri geçtiğimiz yaz yapılan filmin oyuncu kadrosu renkli isimlerle dolu. Filmin başrolünde Hümeyra, Berrak Tüzünataç, Engin Öztürk, Şebnem Bozoklu, Özge Özpirinççi, Meriç Aral ve Boran Kuzum oynuyor. Filmin vizyon tarihi ise 10 Ocak.
Filmin yönetmenliğini ise Caner Özyurtlar yapıyor. Filmin karaoke sahnelerinin izleyici tarafından çok beğenileceği düşünülüyor.
Karaoke partisinde gençliklerinin şarkılarına dönen oyuncular Ozan Orhon’un Saman Alevi ve Haluk Levent’in Yollarda Bulurum Seni şarkıları söyledi. Karaoke partisinin dışında filme pek çok 90’lar şarkısı da eşlik ediyor. Mansur Ark’ın İnadı Bırak şarkısı da yıllar sonra izleyiciyle buluşacak.
Filmin konusu: Çocukluk ve gençlik dönemleri bir arada geçmiş bir grup yazlık arkadaşı, ellerinde büyüdükleri Nezihe'nin (Hümeyra) rahatsızlandığı haberiyle, İstanbul'dan İzmir’deki Nezihe'nin evine doğru yola çıkar. Yıllar sonra ilk kez birkaç günlüğüne bir arada kalmak zorunda olan, birbirine zıt karakterlerle dolu ekibi, sürpriz gelişmeler, geçmiş hesaplaşmalar ve içine düşülen birbirinden komik olaylar beklemektedir.
Buyrun burda da fragmanı var;
