Saray'dan ayrılan İngiliz prenses Meghan Markle'a +18 yetişkin film teklifi

Evlendiği günden bu yana kraliyet ailesinde bir türlü kabul görülmeyen çiçeği burnunda presnses Meghan Markle ve eşi yakın zamanda kendi ayakları üzerinde durup ekonomik bağımsızlıklarını kazanmak adına saraydan ayrılınca bazı firmalar da bu işten reklam devşirmeye çalışmış.

İddiaya göre yetişkin film üreticisi YouPorn, eski film yıldızı yeni presnses Meghan Markle'e açık mektup yollayıp iş teklifinde bulunmuş.

Prens Harry ile evlendikten sonra oyunculuğu bırakan Meghan Markle’ın İngiliz monarşisine sırtını dönmesinin ardından ne yapacağı merak edilirken, dünya çapında en çok takip edilen yetişkin film sitelerinden biri olan YouPorn’dan açık bir iş teklifi geldi. Markle’a, şirketin hayır işlerine yardımcı olması için Özel Girişimler Direktörlüğü pozisyonu teklif edilmiş.

Markle için açık bir mektup kaleme alan YouPorn'un Başkan Yardımcısı Charlie Hughes, saray dışında bir hayat inşa etme çabaları nedeniyle çifte kutladığını ve haberleri yakından takip ettiğini belirttmiş.

Konuyu hemen işe getiren Hughes, “Size çok sayıda, tamamen hak edilmiş ve daha ilginç teklifler sunulduğunu hepimiz biliyoruz ancak biz size, YouPorn'un hayır işleri çalışmalarına yardımcı olmak için benzersiz bir pozisyon olan Özel Girişimler Direktörlüğü’nü teklif ediyoruz” demiş.

(0) (0)
eh iste bilemiyorum 17.01.2020 17:37

Star Wars üçlemesinin son filmi Star Wars: Duel of the Fates'in senaryosu

Colin Trevorrow ve Derek Connolly tarafından kaleme alınan serinin son filmi Star Wars: Duel of the Fates'in internete sızan senaryosudur.

Geçen yılın sonunda vizyona giren Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi – Star Wars: The Rise of Skywalker, olumlu yorumlar kadar olumsuz yorumlar da almasıyla adından söz ettirdi. Star Wars: The Force Awakens’ın da yönetmeni olan J.J. Abrams‘ın yönettiği The Rise of Skywalker, kimileri için yeni üçlemeyi iyi bir yerde noktalayan, aksiyon sahneleriyle kendini izlettiren bir film olarak yorumlanırken; kimileri için de Star Wars hayranlarını memnun etmeye çalışmaktan öteye gidemeyen ve hikâye akışındaki tutarsızlıklarıyla dikkat çeken bir film olarak dikkat çekti. Bununla beraber özellikle The Last Jedi’da Güç ile ilgili söylenen her şeyi adeta yok sayan bu film, J.J. Abrams ve Chris Terrio‘nun filmin senaryosunu yeniden yazmasının beraberinde getirdiği sorunlarla üçlemeye buruk bir şekilde veda etmemize sebep oldu.

Senaryo demişken, bilindiği üzere yeni üçlemenin son filminin senaryosunu ilk başta Colin Trevorrow ve Derek Connolly kaleme almış ancak Lucasfilm ve Colin Trevorrow arasındaki fikir ayrılıkları, filmi yönetmesi beklenen Trevorrow’un projeden ayrılmasına neden olmuştu. Sonuç olarak J.J. Abrams ve Chris Terrio’nun yazdığı senaryo, filmde kullanıldı. Ancak kısa bir süre ortaya çıkan bir haber, sinema dünyasında büyük bir etki yarattı.

Colin Trevorrow ve Derek Connolly’nin Kaleme Aldığı Star Wars Filmi Star Wars: Duel of the Fates Adını Taşıyor

Her şey Making Star Wars isimli bir internet sitesinin paylaştığı bir haberle başladı. Geçtiğimiz aralık ayının başında Making Star Wars sitesi, Colin Trevorrow ve Derek Connolly’nin yazdığı senaryoyu sızdırmış, bu senaryoda da Rey’in orijiniyle ilgili detaylar yer almıştı. Buna göre Rey, Leia’nın yardımcısının kızı olarak hikâyede konumlanıyordu. Çıkan bu haberden hemen sonra Colin Trevorrow, Twitter hesabından bu olayı çürütmüş ve yazdıkları senaryoda Rey’in orijin hikâyesinin bu şekilde olmadığını belirtmişti. O dönemde Making Star Wars sitesinin yanlış haber yaptığı da gün yüzüne çıkmıştı. Ancak daha sonra Rey karakteriyle ilgili söylenen bu detayın, Harry Potter and the Cursed Child’ın senaristi Jack Thorne’un yazdığı senaryoda yer aldığına dair bir haber ortaya çıkmıştı.

Buraya kadar her şeyin karmaşık göründüğünün farkındayız ancak bundan sonra söyleyeceklerimiz olayları biraz daha aydınlatacak. Hem The John Campea Show’da hem de kendi YouTube kanalında sinema dünyasında olup bitenler hakkında görüşlerini paylaşan Robert Meyer Burnett‘in YouTube hesabından yayınladığı bir videoya göre Colin Trevorrow’un Star Wars filmi için yazdığı senaryo sızdırıldı. İsmi Star Wars: Duel of the Fates olarak belirlenen bu senaryoda, The Rise of Skywalker’da görmediğimiz birçok şey yer alıyor. Senaryoda nelerin yer aldığına yakında bakalım:

Senaryosu İnternete Sızan Star Wars: Duel of the Fates’ten Öne Çıkan Detaylar

Star Wars: Duel of the Fates’de, her Star Wars filminde gördüğümüz açılış metni şu şekilde yer alıyor:

FIRST ORDER’ın hâkimiyeti galaksinin en uzak yerlerine yayıldı. Sadece birkaç gezegen işgal edilmedi. Haince eylemler ölümle cezalandırılırken; giderek artan huzursuzluğu boğmaya kararlı olan Yüce Lider KYLO REN komşu sistemler arasındaki tüm iletişimi kesti. GENERAL LEIA ORGANA liderliğindeki Direniş, yok edilmelerini önlemek ve özgürlük yolunu açmak için gizli bir görev planladı …

Buradan anladığımız kadarıyla Duel of the Fates, First Order’ın daha çok etkin olduğu ve gezegenlere hükmettiği bir zamanda geçiyor. Kylo Ren, gücünü artırmak için gözünü kırpmadan her şeyi yapabileceğini gösterirken; Leia ise bu kötü düzene dur demek ve özgür olmak için etkili bir plan hazırlıyor. Leia’nın planını hayata geçirmede Finn ve Rose öncü isimler oluyor. Buradan da konuyu Rose’a getirmekte fayda var. Hatırlayacak olursanız Star Wars: The Last Jedi’ın ardından seksist ve ırkçı yorumlara maruz kalan Kelly Marie Tran’in, Star Wars: The Rise of Skywalker’daki rolünün kayda değer ölçüde kısaltılmış olması dikkat çekmişti. J.J. Abrams’ın gözünde adeta yok sayılan Rose karakterinin, Duel of the Fates’te daha çok etkin olması bu karakterin boşa harcanmadığını gözler önüne serdi.

Ayrıca The Force Awakens’da First Order’dan kaçmasıyla hikâye açısından ilginç bir karakter olacağının sinyallerini veren Finn karakterinin hikâyesinin de Duel of the Fates’te daha geniş bir çapta ele alındığını görüyoruz. The Rise of Skywalker’da Finn’in hikâyesinin noktalanmamış olması izleyici de bir parça hayal kırıklığı yaratmıştı. Peki Rey karakterine ne oldu? Sızdırılan senaryoya bakacak olursak, Rey’in Palpatine ile hiçbir akrabalığı bulunmuyor. Yani Rey’in, Palpatine’in torunu olması gibi bir durum yok. Dahası Palpatine, Duel of the Fates’de hiçbir şekilde görünmüyor. Sadece bir sahnede kısaca bahsi geçiyor.

Star Wars: Duel of the Fates’in Sonunda Rey, Yeni Jedi Jenerasyonunu Oluşturacak Çocukları Eğitmeye Başlıyor

Filmin son perdesinde yaşananlar The Last Jedi ile Duel of the Fates arasında oldukça güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyor. Güç’e duyarlı olan çocukları toplayan Finn ve Rose, yeni Jedi jenerasyonunu oluşturacak bu çocukları eğitmesi için Rey’e götürüyor. Bu çocuklar arasında The Last Jedi’ın sonunda elinde süpürgeyle gördüğümüz çocuk da yer alıyor.

Ortaya çıkan bu detayları duyunca Duel of the Fates’in, hikâye akışı ve üçlemenin önceki filmleriyle tutarlılık anlamında The Rise of Skywalker’dan daha iyi bir şekilde yazıldığını farkına varıyoruz. Ayrıca kamera arkasında yaşanan değişikliğin ardından senaryoda böylesine önemli değişiklikler yapılmış olması, yeni üçlemenin baştan hazırlanmış ana bir plan olmadan çekildiği yönündeki eleştirilerin ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor.

Robert Meyer Burnett’in YouTube hesabından yayınladığı videoyu buradan izleyebilir ve sızdırılan senaryonun detaylarına buradan bakabilirsiniz. (Filmloverss'tan alınmıştır)

(0) (0)
firro 16.01.2020 17:30

Kışın izlenebilecek en iyi Türk filmi: Buzlar Çözülmeden (1965)

Sanırım çekim imkanlarının zorluğundan ve biraz da oyuncuların kaprislerinden olsa gerek Türk sinemasında bgol karlı kışlı film görmek pek de mümkün değil. Hiç yok denemez elbet Nuri bilge Ceylan’ın Kış Uykusu ve Özhan Eren’in 120 filmleri gibi filmler var ama bunlara çok da kış temalı demek mümkün değil. Hele hele Cüneyt Arkın, Tarık Akan vb. oyuncuların Yeşilçam için oynadıkları Bolu – kartalkaya kayaklı şömineli filmlere hiç değinmeyelim şimdi.

Tarık Akan’ın 1984 yapımı Derman ve Kadir İnanır’ın 1984 yapımı Katırcılar filmleri bir nebze olsun kışı bize hisettirmişlerdir elbet bana göre bu iki filmin de hakkını yemeden bu konuda beni en çok etkileyen filmi paylaşmak istiyorum sizinle. 

Kemal Sunal’ın 1986 yapımı Deli Deli Küpeli filmini hatırlayanınız olacaktır. Benim bu başlıkta tavsiye edeceğim film işte bu filmin ilk versiyonu olan 1965 yapımı Fikret Hakan’ın oynadığı siyah beyaz film Buzlar Çözülmeden olacak.

Nejat Saydam'ın yönettiği 1 saat 33 dakikalık filmde; 60 ihtilalinden sonra akıl hastanesinden kaçıp yolları kar nedeniyle kapanan bir anadolu kasabasına sığınan, başroldeki fikret hakan ve yanındaki diğer karakterin kasabalı tarafından kaymakam ve jandarma sanılmaları sonrasında yaşanan trajı komik olayları anlatıyor.

"bozuk düzeni akıllılar değil, deliler düzeltebilir ancak" mottosuyla işlenen hikayede kasabada dönen tüm düzen çarlarına çomak sokan 2 deliyi kasabalı bir yandan kahrama yaparken 2 delinin ise 2 derdi vardır. Birincisi kasabadaki sömürüye son vermek ikincisi isi tüm buınları köyün sistem ile bağını koparan karlar erimeden önce bititrebilmek.

Film gerek Ali Şen gibi güçlü yan rolleriyle gerekse iliklerinize kadar hissedeceğiniz 1965 Türkiye'sinin çetin kış ortamıyla bu soğuk kış günlerinden sıcak bir çay ve kahve ile sizi alıp bambaşka bir diyara götürecek.

Unutmayın: Deliliğin İktidarı Buzlar Çözülene Kadar... 

(0) (0)
necodet 16.01.2020 14:46

Mutlaka izlenmesi gereken Güney Kore filmleri

Türkiye'de henüz çok pahalı olsa da internet hızındaki muazzam artış, teknoloji kullanımının artması ve netfilix gibi dijital dizi film izletme platformları sayesinde benim gibi izlemeyi seven vatandaş artık yerli dizi filmlerle yetinmez zorunda değil. Değil ama bu bugüne kadar olduğu gibi yerli dışında Holywood yapımlarına da mahkum değiliz artık. Dünyanın pek çok ülkesinde tadına doyulmayacak yapımlara imza atılıyor, bunların başında ise bana göre Güney Kore sineması geliyor. Minik çekik dostlarımız sadece iş makineleri ve cep telefonlarında değil dizi ve film konusunda da bence çok iyiler. Bu başarı sadece senaryo anlamında değil elbette hem senaryo hem de yönetmenlik ve oyunculuk anlamında zirve noktasında işler ortaya koyuyor. Örneğin bizde yayınlanan dizilerin çok büyük bir bölümü Kore uyarlaması, film konusunda da yavaş yavaş Kore uyarlamasına girişmiş bulunuyoruz. Örneğin 2019'un en çok iş yapan yerli yapımı 7. Koğuş Mucizesi de aynı adlı bu Kore filminden uyarlamadır. İşte size birbirinden muhteşem Güney Kore filmleri:
(0) (0)
tivitrend 16.01.2020 13:26

Türklerin tarihi film yapamaması

Beni rahatsız eden durumdur. Böyle büyük bir geçmişe, böylesine büyük bir tarihe sahip olup, bu kadar kıt tarihi filmlerimizin olması beni üzüyor açıkçası.

Geçmişte yapılan Kara Murat, Tarkan falan bile insana keyif veriyor. Çünkü o zamanki imkanlara göre iyiymiş diyorsun ve kendini avutuyorsun. Ama günümüzde artık Türkiye'de olmayan teknoloji yok. Sinema alanında da belli bir seviyeye geldiğimizi düşünüyorum. Neden tarihimizi adam gibi anlatan filmler çekilmiyor? Bunu da sorgulamadan edemiyorum.

Fetih 1453, 120 gibi filmler yapıldı ama hiç bir şekilde yeterli bulmuyorum bu filmleri. Özellikle Fetih 1453 tam bir fiyaskoydu. Şu kadar para harcandı vs vs diye de bir ton reklamı yapılmıştı. Ama gerçekten bekleneni veremediğini söylemek lazım. İzleyenleri gerçekten etkisi altına aldığını düşünmüyorum. Elbette belli bir kesim çok beğenmiştir ama o kesimin de gerçekten sinemaya değer verdiğini düşünmüyorum. "Tarihi film oldu, biz kazandık oley" kafası.

Elin Amerikanı bile 200 yıllık tarihini öyle bir anlatıyor ki, dünyayı etkisi altına alıyor. Tarihi olayların gidişatını bile manipüle ediyor adamlar. Biz ne yapıyoruz? Çanakkale destanını anlatabildik mi? Malazgirt'i anlatabildik mi? Bir tanesi için adam gibi bir belgesel dahi yapamadık. Elimizde maden var ama işleyecek adam yok.

Şimdi Netflix'te yeni bir belgesel-dizi çıkıyor. 6 bölümlük bir seri. Onu da Netflix yapıyor. İstanbul'un fethini biz değil onlar anlatacak. Bakalım nasıl bir yapım çıkacak ortaya göreceğiz.

Artık son umudum olarak Alper Çağlar kaldı. Dağ, Dağ 2, Börü filmlerinin yönetmeni. Göktürk üçlemesini yapacağını ve çekimlerinin devam ettiğini söylemişti. Umarım bizlere harika bir film ve sinema tekniği sunar da bizler de bu işi yapabiliyoruz diyebiliriz. Belli ki başka birinin el atacağı yok bu işe. Dağ ve Dağ 2 filmlerine bakınca da çok kötü bir film çıkacağını düşünmüyorum. Umarım bizleri yanıltmaz Alper Çağlar...

(0) (0)
leon 16.01.2020 12:53

Hitchcock'un renkli filmleri 39. İstanbul Film Festivali’nde gösterilecekmiş!

Tek kanallı yıllarda -ki bunun da belli bir kısmı siyah beyaz- TRT'den izlediğim ve her izlediğimde de neredeyse altıma işememe neden olan “Gerilim Ustası” Alfred Hitchcock’un renkli çektiği tüm filmler İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 10-21 Nisan tarihleri arasında yapılacak 39. İstanbul Film Festivali’de gösterilecekmiş.

Korkuyu değil gerilimi beyazperdeye taşıyan ve “başkaları izleyiciye hayat dilimleri versin; ben onlara pasta dilimleri veriyorum” diyen Alfred Hitchcock'un her biri bir başyapıt olan 15 uzun metrajlı renkli filmin yenilenmiş kopyalarından gösterileceği seçki yönetmenin filmografisine farklı bir açıdan yaklaşıyor.

37 ekran siyah beyaz tüplü tv'de dahi tüylerimi diken diken eden yapımların restore edilmiş halleriyle dev sinema perdesinde yaratacağı etkiyi düşünürken bile heyecanlandım valla.

Hitchcock Renkli bölümünde yer alacak filmler şunlar:

Ölüm Kararı / Rope (1948)

Kapri Yıldızı / Under Capricorn (1949)

Cinayet Var / Dial M for Murder (3D) (1954)

Arka Pencere / Rear Window (1954)

Kelepçeli Âşık / To Catch A Thief (1955)

The Trouble with Harry (1955)

Tehlikeli Adam / The Man Who Knew Too Much (1956)

Ölüm Korkusu / Vertigo (1958)

Gizli Teşkilat / North by Northwest (1959)

Kuşlar / The Birds (1963)

Hırsız Kız / Marnie (1964)

Esrar Perdesi / Torn Curtain (1966)

Topaz (1969)

Cinnet / Frenzy (1972)

Aile Oyunu / Family Plot (1976)

(0) (0)
spike73 16.01.2020 10:50

Sinema tarihinde çıplaklık içeren ilk film: Hypocrites

Dünya tarihinde birçok ilk var. Her şeyin bir ilki olduğunu düşünürsek de ortaya inanılmaz bir liste çıkar doğal olarak. Ama bugün hepsine girmeden tek bir konuya odaklanacağız. Sinema tarihinde bir insanın tamamen çıplak göründüğü ilk sinema filmi: Hypocrites.

1915 tarihinde yapılmış olan bu filmin yönetmeni Lois Weber. Provakatif ve muhalif bulunan film Ohio'da yasaklanıyor ve New York'ta da protestolara sebep oluyor.

Yayınlandığı yıla göre gayet cesurca bir iş yapmış Lois Weber. Doğru bulursunuz veya bulmazsınız tabi farklı bir durum ama filmin yasaklanmasının sebebi çıplaklık değil de, muhalif tavrından dolayı olması da ilgi çekici gibi duruyor. Adam resmen yürek yemiş. Hem muhalif hem de çıplaklık içeren bir film yaparak pek çok şeyi göze almış görünüyor.

(0) (0)
UMTSZ 15.01.2020 14:47

Dünya'daki ilk sinema filmi Roundhay Garden Scene

sinema salonları, videolar, televizyonlar, tabletler, cep telefonları, internet ve nihayetinde netfilix ve benzeri pek çok dijital platformda ayıla bayıla izlediğimiz birbirinden ilginç sinema filmleriyle teknolojinin de avantajıyla gelecekten tutun da geçmişe kadar pek çok zaman dilimine gitmiş gibi oluyoruz. peki hiç düşündünüz mü bu büyülü macera nasıl başladı, yani ilk sinema filmini kim yaptı ne zaman yaptı neden yaptı diye?


Ben zaman zaman düşünür öğrendikçe de o ilklerin verdiği büyülü hazzı ilklere imza atanlarla yeniden yaşamış gibi olurum. "Kardeşim bana ne senin yaşadıkalrından beni nostaljiyle, duyguyla oyalama sadede gel ilk film diyordun sinema diyordun" dediğinizi duyar gibi oluyorum. ve hemen ilk film konusuna dönüyorum.

Evet, tarihte bilinen ilk sinema filmi; adını Guinness Rekorlar Kitabına dünyada varlığını sürdürebilen en eski film olarak da geçiren; Fransız mucit Louis Le Prince tarafından kayda alınan 1888 yapımı sessiz kısa film Roundhay Garden Scene'dir.

Saniyede 12 kare hızında kaydedilen bu ilk sinema filminin çekimi de sadece 2.11 saniye sürmüş. Bilmeyenler için bunu da açıklamış olalım günümüz sinema filmleri saniyede 24 kare olarak çekilirler. Hatta filmler tv'de yayınlandığında tv'ler saniyede 25 kare olduğundan siz de farketmişsinizdir film hızında bir tuhaflık yaşanır.

İşte bu hızda yaşanan sorundan dolayı günümüz akıllı tv'leri araya bir 25. kare eklerler ki filmler tv'de de normal izlenebilsin.

(0) (0)
levanten 15.01.2020 13:39

2020 Oscar adayları (92. Oscar adayları listesi)

Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından 1929'dan bu yana verilen Akademi Ödülleri’nin adaylarıdır. En fazla oscar adaylığı kazanan yapım 11 dalla Joker filmi. En iyi film dalındaki en önemli adaylar arasında Martin Scorsese’in The Irishman'i, Quentin Tarantino’nun Once Upon a Time in Hollywood'u ve Noah Baumbach’ın Marriage Story'si de var.

7 Ocak'ta adaylar için oylama başlayacak. 2020 Oscar ödül töreni de 9 Şubat’ta yapılacak.

EN İYİ FİLM

Ford v Ferrari (Disney/Fox)
The Irishman (Netflix)
Jojo Rabbit (Fox Searchlight)
Joker (Warner Bros.)
Little Women (Sony)
Marriage Story (Netflix)
1917 (Universal)
Once Upon a Time in Hollywood (Sony)
Parasite (Neon)

EN İYİ ERKEK OYUNCU

Antonio Banderas (Pain and Glory)
Leonardo DiCaprio (Once Upon a Time in Hollywood)
Adam Driver (Marriage Story)
Joaquin Phoenix (“oker)
Jonathan Pryce (The Two Popes)

EN İYİ KADIN OYUNCU

Cynthia Erivo (Harriet)
Scarlett Johansson (Marriage Story)
Saorise Ronan (Little Women)
Charlize Theron (Bombshell)
Renee Zellweger (Judy)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU

Tom Hanks, A Beautiful Day in the Neighborhood
Anthony Hopkins, The Two Popes
Al Pacino, The Irishman
Joe Pesci, The Irishman
Brad Pitt, Once Upon a Time in Hollywood

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU

Kathy Bats, Richard Jewell
Laura Dern, Marriage Story
Scarlett Johansson, Jojo Rabbit
Florence Pugh, Little Women
Margot Robbie, Bombshell

EN İYİ YÖNETMEN

Martin Scorsese (The Irishman)
Todd Phillips (Joker)
Sam Mendes (1917)
Quentin Tarantino (Once Upon a Time in Hollywood)
Bong Joon Ho (Parasite)

EN İYİ ORİJİNAL SENARYO

Rian Johnson (Knives Out)
Noah Baumbach (Marriage Story)
Sam Mendes ve Krysty Wilson-Cairns (1917)
Quentin Tarantino (Once Upon a Time in Hollywood)
Bong Joon Ho and Han Jin Won (Parasite)

EN İYİ UYARLAMA SENARYO

Taika Waititi (Jojo Rabbit)
Steve Zaillian (The Irishman)
Anthony McCarten (The Two Popes)
Greta Gerwig (Little Women)
Todd Phillips ve Scott Silver (Joker)

EN İYİ ULUSLARARASI FİLM

Corpus Christi
Honeyland

Les Miserables
Pain and Glory
Parasite

EN İYİ KURGU

Ford vs. Ferrari
The Irishman
Jojo Rabbit
Joker
Parasite

EN İYİ KISA FİLM (ANİMASYON)

Daughter
Hair Love
Kitbull
Memorable
Sister

EN İYİ KISA FİLM (LIVE ACTION)

Brotherhood
Nefta Football Club
The Neighbor’s Window
Saria
A Sister

EN İYİ KOSTÜM TASARIMI

The Irishman
Jojo Rabbit
Joker
Little Women
Once Upon a Time in Hollywood

EN İYİ SES KURGUSU

Ford v Ferrari
Joker
1917
Once Upon a Time in Hollywood
Star Wars: The Rise of Skywalker

EN İYİ SES MİKSAJI

Ad Astra

Ford vs. Ferrari
Joker
1917
Once Upon a Time in Hollywood

EN İYİ ORİJİNAL MÜZİK

Joker
Little Women
Marriage Story
1917
Star Wars: The Rise of Skywalker

EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI

(I’m Gonna) Love Me Again (Elton John, Rocketman)
I'm Standing With You (Breakthrough)
Into the Unknown (Frozen 2)
Stand Up (Harriet)

EN İYİ BELGESEL

American Factory
The Cave
Edge of Democracy
For Sama
Honeyland

EN İYİ KISA BELGESEL 

In the Absence
Learning to Skateboard in a War Zone If You’re a Girl
Life Overtakes Me
St. Louis Superman
Walk Run Cha-Cha

EN İYİ PRODÜKSİYON TASARIMI

The Irishman
Jojo Rabbit
1917
Once Upon a Time in Hollywood
Parasite

EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ TASARIMI

Bombshell
Joker
Judy
Maleficent: Mistress of Evil
1917

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

The Irishman
Joker
The Lighthouse
1917
Once Upon a Time in Hollywood

EN İYİ GÖRSEL EFEKT

Avengers: Endgame
The Irishman
The Lion King
1917
Star Wars: The Rise of Skywalker

EN İYİ ANİMASYON

How to Train Your Dragon: The Hidden World
I Lost My Body
Klaus
Missing Link
Toy Story 4

(0) (0)
Intruder83 13.01.2020 17:23

Popüler olamamış 5 iyi film

Kimi zaman kıyıda köşede kalmış kimi zaman ise hak ettiği değeri görememiş filmlerde; popüler dizilerin, yıldız oyuncularının, senaristlik ve yönetmenlik denemeleri ön planda.

İşte az bilinen 5 iyi film:

1. A nyomozó (2008)

Tibor‘un hayattaki en önemli mesele hasta olan annesini iyileştirmektir. Patolog olan Tibor, ihtiyacı olan parayı bulmak için kara kara düşünürken bir yabancı gelir ve başka bir yabancıyı öldürmesi için para teklif eder. Annesini kurtarmak için teklifi kabul eden Tibor’un eline bu sırada bir mektup geçer. Mektup ise kurbanı tarafından yazılmıştır. Bundan sonra ise öldürdüğü kişinin kim olduğunu öğrenmek şart olmuştur.

Macaristan|İsveç|İrlanda ortak yapımı filmin başrollerinde Zsolt Agner, Andras Marton Balo ve Zsuzsa Jaro yer almakta. Filmin senarist ve yönetmenliğini ise Attila Gigor yapıyor.

2. Liberal Arts (2012)

30’lu yaşlarındaki Jesse, üniversitedeki profesörünün emeklilik partisi için üniversiteyi okuduğu okula geri döner. Bu sırada üniversitede öğrenci olan Zibby ile tanışır. İkili arasında bir bağ oluşur fakat Zibby 19 yaşındadır.

Senaristliğini ve yönetmenliğini How I Met Your Mother filminden tanıdığımız Josh Radnor‘ın yaptığı filmin oyuncu kadrosunda, Radnor’ın yanı sıra; Elizabeth Olsen, Zac Efron, Richard Jenkins ve Allison Janney bulunuyor.

3. Wish I Was Here (2014)

Aidan Bloom, para kazanmak için çabalayan bir aktör ve iki çocuklu bir aile babasıdır. Katıldığı seçmelerde başarılı olamayan Aidan aile babalığı konusunda da pek başarılı değildir. Çocuklarının eğitim masraflarını karşılayan eşinin babasının, bu masrafları karşılayamaması sonrası ekonomik sıkıntılar çeker ve çocuklarını evde eğitmeye karar verir. Çocuklarına gerçek hayatı öğretmeyi planlarken kendisini keşfeden Aidan için yeni bir hayat başlar.

Scrubs dizisinin yıldızı Zach Braff‘in yazıp yönettiği filmin baş rollerinde; Kate Hudson, Pierce Gagnon, Joey King ve Jim Parsons bulunuyor.

4. The Yellow Handkerchief (2008)

Gordy arabasına atlayıp ülkesini dolaşan bir genç, Martine hayatından sıkılmış genç bir kız ve Brett hapisten yeni çıkmış eski bir suçludur. Bu üçlünün yolu kesişir ve birlikte bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk sırasında birbirlerini tanıma fırsatı bulurlar. Daha sonrasında ise Brett’in eski karısı May ile yeniden kavuşması için yola koyulurlar.

William Hurt, Maria Bello, Kristen Stewart ve Eddie Redmayne‘nin; başrollerinde olduğu filmin, yönetmenlik koltuğunda Udayan Prasad oturmakta.

5. Goon (2011)

Doktor olan ailesinin başarısız üyesi Doug Glatt, bar fedailiği yapmaktadır. Bir gün barda çalıştığı sırada, sertliğinden dolayı hokeye yönlendirilir. Bundan sonrasında ise beklentileri karşılayamamış süperstar ve performansının altında oynayan oyunculardan kurulu bir hokey takımında, azmi ve çalışkanlığıyla ön plana çıkar ve kariyer basamaklarını tırmanır. Bu sırada Eva‘ya da aşık olan Doug için farklı bir hayat başlar.

American Pastası serisinin Stifler‘ı, Sean William Scott‘ın baş rolü; Jay Baruchel, Marc-Andre Grondin, Liv Schreiber ve Alison Pill ile paylaştığı filmin, yönetmenlik koltuğunda Michale Dowse oturuyor.

(0) (0)
challenge64 12.01.2020 17:03

Oscar'ın sunucusuz yayınlanacak olması

Dünyanın en prestijli sinema ödülü olan Oscar, geçen sene 30 yıllık geleneği bozarak sunucusuz yayınlanmıştı.

Gelen haberlere göre Oscar 2020 de sunucusuz gerçekleşecek.

Geçtiğimiz yıl sunucusuz gerçekleşen törenin reytingleri bir önceki yıla kıyasla yüzde 12 arttığı için Akademi ve ABC’nin bu yıl da aynı yolu izlemesi oldukça yerinde bir karar olarak değerlendiriliyor.

Bu yılki törenin de geçtiğimiz yıla oldukça benzer bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Sunucunun monologu yerine büyük bir müzikal gösterisiyle törene giriş yapıldıktan sonra ödülleri sunmak için yıldız isimler sahneye çıkacak. Tören sırasında kısa müzikal gösteriler yapılmaya devam edecek. Ayrıca En İyi Şarkı adaylarının da Oscar adayı olan eserleriyle sahnedeki yerlerini almaları bekleniyor.

Bu yılki töreni, geçtiğimiz yıl da töreni yöneten isim olan Glenn Weiss yönetecek. Emmy ödüllü bir yönetmen olan Weiss, böylece Oscar Ödül Töreni’ni beşinci kez yönetmiş olacak.

(0) (0)
mungannn 11.01.2020 17:37

27 kişinin izlediği Laz Kit filminin yapımcısından açıklama

Başrollerini Tuğba Özay ve Çılgın Sedat'ın paylaştığı ve 27 aralık 2019'da vizyona giren film Laz Kit'in yapımcısı açıklama yapmış. Yapımcı, film çekimi boyunca 5 oyuncunun hayatını kaybettiğini ve filmi onların anısına vizyona soktuğunu söylemiş.

Hürriyet'in haberine göre; 2012'de çektiği filmi 8 yıl sonra vizyona sokabildiğini belirten Akıncı, "Bize 11 salon verdiler, 7'sinde film izlenemez bile. Verilen seanslar ise saat 11.00-13.00 arasıydı" dedi. Filminin arkasında olduğunu belirten yapımcı, "Film 1 milyon 250 bin liraya mal oldu. Ben küfürsüz komedi yaptım. Ama bu ülkede küfürsüz film sanat sayılmıyor. Filmim sektördeki onlarca komedi filminin yüzde 90'ından daha iyi değilse, kendimi köprüden atarım" şeklinde konuşmuş.

Zeki Akıncı, 'Laz Kit'i film ekibinden hayatını kaybeden Yusuf Atıcı, Tuncay Gürel, Adem Yavuz Özata, Volkan Saraçoğlu ve Süreyya Küçük anısına vizyona soktuğunu söylemiş: "Film izlemeden alay etmek çok kolay. Sinema sektöründeki bu kartelleşmiş haksızlığa karşıyım. Filmin yönetmenliğini üstlenen Yusuf Atıcı ve oyunculardan Tuncay Gürel, Adem Yavuz Özata, Volkan Saraçoğlu ve Süreyya Küçük vizyona girmeden önce farklı tarihlerde vefat etti. Ben de bu filmi onların anısına vizyona soktum."

(0) (0)
redlion 11.01.2020 15:58

28 kişinin oynadığı 'Laz Kit' filmini 27 kişinin izlemesi

27 Aralık tarihinde vizyona giren, başrollerinde Tuğba Özay ve Çılgın Sedat'ın olduğu, toplamda 28 oyuncunun oynadığı filmi 27 kişi izlemiş.

Oyunculardan biri 'ulan böyle bi filmde de oynanır mı?' diye düşünüp izlemeye dahi gitmemiş herhalde. Başka açıklama getiremedim şu başarısızlığa. Sinema yerine bari internete falan yükleselermiş. Camdan kafanı çıkarıp bağırınca bile 27 kişiden fazlası duyar. Bu nasıl bir başarısızlıktır aklım almıyor.

(0) (0)
Ufuuks 10.01.2020 11:23

Aile Şerefi filminin şerefsiz Oktay'ı

Aile Şerefi filminin hafızalarımıza kazıdığı, şeref kavramından gram nasiplenmemiş bir karakter Oktay. İtlik ve serserilik parayla olsa yine yapar. Çünkü çok zengin.

Arabayla küçük çocuğa çarpıp kaçıyor ve kayıplara karışıyor. Bir de bunun babası var ki şerefsizlik konusunda oğluna burun farkıyla geçilen cinsten. Çocuğu ne yaparsa yapsın arkasında duran bir hıyar.

Oktay denen şeref yoksunu abimiz bir de çarpıp kaçtığı çocuğun ablasına aşık oluyordu. Sanırım bir de tecavüz mü ne ediyordu. İtliğin hamuruna oktay adı verilse kimse karşı çıkmazdı sanırım. Öyle bir karakter bu şerefsiz.

Neyse ki Yeşilçam'ın kötülük konusunda master yapmış Oktay'ının hakkından Münir Özkül babamız geliyor da hepimizin içi ferahlıyor.

İşte Oktay'ın nalları diktiği o muhteşem an. Büyüksün Yaşar usta

(0) (0)
Satantango 09.01.2020 17:23

Tosun Paşa'nın öldürdüğü Hababam Sınıfı'nın Akil Hocası!

90'lı yıllarda türk televizyonlarında fırtınalar gibi esen ve hala pek çok özel kanalın prime time'da kurtarıcı gözüyle baktığı hababam sınıfı filmlerini bildin mi? Hee işte orada gözleri iyi görmeyen felsefe hocası Akil Hoca'yı bildin mi? Evet evet o ya o... diyeceğim şu ki ne oldu ona?

İşte bu yazı gönlümde taht kuran Habebam Sınıfı'nın Akil Hocası'nın trajik ölüm haberiyle ilgili. İddiaya göre Akil Hocayı yani Akil Öztuna'yı öldüren Tosun Paşa. Şimdi hemen saçmalama olur mu öyle şey deyip yazıyı okumayı bırakma anlatacağım tamamen gerçek ve olay Akil Öztuna'nın kızı tarafından da teyit edilmiş.

İşte her izlediğimizde bizi kahkahaya boğan Toşun Paşa setinde acı tesadüflerle dolu o ölüm hikayesi!

10 Ocak 1905'te doğan ve aslen asker olan Akil Öztuna, sinemaya oldukça geç başladı. 1974'te "Dövüşe Dövüşe Öldüler" filminde rol alan Öztuna daha sonra üç Hababam Sınıfı serisinde oynadı. Hababam Sınıfı, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı ve Hababam Sınıfı Uyanıyor filmlerinde Akil Hoca'yı canlandırdı. 1975 yılında çevrilen Sarı Necmiye filminde de rol aldı.

Aynı zamanda tiyatro sanatçısı Aytaç Öztuna'nın babası olan Akil Öztuna'nın son filmi ise 1976 yapımı Tosun Paşa oldu. Bu filmde "Tellioğulları'nın Reisi Akil" rolünde oynayan Öztuna, Kemerburgaz'daki çekimler sırasında deveden düşerek iç kanama geçirdi ve 18 Kasım 1976'da yaşama veda etti.

Bu olayı, aynı filmde rol alan Zihni Göktay, 22 Aralık 2014 tarihli Radikal gazetesine şöyle anlatıyor:

"Tosun Paşa, 35 mm'lik film ile çekildi. Kartal Tibet'in de yönetmen olarak ilk filmiydi. Güreş yarışları, yumurta yarışları, çuval yarışları vardı. 27 iş günü çalıştık. Ne kadar prova yapsak da bir kere de çekilemiyordu tabi. 35'lik film de karaborsaydı o dönem, çok pahalıydı. Bir kerede olmayınca Kartal Ağabey çok sinirleniyordu, çünkü o da Arzu filmin sahibi Ertem Eğilmez'e hesap veriyordu. Filmde, Akil Öztuna da vardı, Adile Naşit'in kardeşini oynuyordu. Kemerburgaz'ın kumluk bölgesinde deveden düştü, iç kanama geçirip öldü. Akil Öztuna ölmeden önce, ilk yardım hastanesinde, hasta yatağında bağladılar filmi. Aman bir boşluk olmasın, montajda bir şey olmasın diye..". 

Akil Öztuna'nın, Milliyet gazetesinde yayımlanan ölüm ilanı...Geç yaşta başladığı sinema serüvenünde, 71 yaşında, bir film çekimi sırasında hayatını kaybeden Akil Öztuna, geride Aytaç, Gültaç, Ertaç, Nurtaç adlarında dört çocuk ve beyazperdede belki de sonsuza kadar sürecek tebessümler bıraktı. 

Akil Hoca'nın, MEB müfettişini öğrencilerden biri zannettiği için okuldan kovulup, "Milli Eğitim Bakanı"nın da hocası olduğu ortaya çıkınca geri alınmasını ya da tüm öğrencilerin maça kaçtığı bir gün girdiği boş sınıfa karşı, "Bugün ne kadar da sessizsiniz" demesini kim unutabilir?

(Not: Bu yazıdaki bilgiler, Akil Öztuna'nın kızı Aytaç Öztuna Hanımefendi tarafından doğrulanmıştır.) (Turknostalji.com)

(0) (0)
scm4141 09.01.2020 12:26

Colin Farrell'ın The Batman’de Penguin rolünü üstlenmesi

The Batman filmlerinin çekimlerine başlanıyor. Batman hayranlarının merakla beklediği filmden güzel bir haber geldi. Colin Farrell, The Batman filminde Penguin rolünü üstlenecek.

Bu haberi ise filmin yönetmeni Matt Reeves kişisel Twitter hesabından duyurdu. Reeves, Twitter hesabında yaptığı paylaşımda Farrell’a ait bir görüntüyü “Bir saniye… bu sen misin Oz?” sorusuyla paylaştı. Buradaki “Oz” elbette Penguin’in gerçek adı olan Oswald Cobblepot’a bir gönderme.

(0) (0)
MARTINEDEN 07.01.2020 16:35

Marriage Story filmindeki kavga sahnesi!

Kuşkusuz 2019 yılında özellikle de evli olanların veya bir şekilde yolu evlilikten önceki son virajlarda ayrılanların hafızasında kalan film Marriage Story'dir; açılış sahnesinden başlayarak, hikayeye avukat olarak Laura Dern- Alan Alda- Ray Liotta üçlüsünün dâhil olduğu ve boşanmanın bir savaşa dönüştüğü anlara; oradan Adam Driver ile Scarlett Johansson’un döktürdüğü kavga sahnesine ve nihayet dinginleştikleri finale kadar çok iyi yazılmış bir metin.

Burada çok iyi yazılmış bir metin diyorum dikkat ederseniz zira yazılı metin bu filmde gerçekten en önemli unsur, tam bir matematik hassasiyetiyle kurgululanan konu, Adam Driver ve Scarlett Johansson tarafından da iğne oyası gibi işlenmiş.

Eminim filmi izleyen pek çok kişi çok uzun ve karşılıklı olan kavga diyaloglarında oyuncuların bol bol doğaçlama yaptığını düşünmüştür zira ben kesinlikle öyle düşündüm zira diyaloglar ezberlenmeyecek kadar karışık ve uzun.

Merak edenler için buradan ben açıklayayım. Benim gibi düşünen herkes çok büyük yanılmış. Zira Adam Driver ve Scarlett Johansson kavga sahnelerdeki repliklerin tamamını noktası virgülüne kadar metinden ezberleyerek oynamış.

İşte o sahneler ve sahnenin senaryodaki hali. Bakın bakalım nokta virgül atlama var mı!

(0) (0)
kuturkutur 07.01.2020 15:34

En iyi film müzikleri

Bir filmin olmazsa olmazlarından biri de hiç şüphesiz ki müzikleridir. Bazen senaryosunun bile öne geçebilir bu durum. Çok şanslıyız ki, hem Türk sinemasında hem de dünya sinemasında muhteşem müziklere sahip filmler var. Bunlardan bazı örnekleri paylaşmak istedim.

Efsane filmin efsane müziği. Gerçekten kulaklarımıza armağan gibi...

 Bir başka efsane müzik. Belki filminden değil ama haberlerde vs duymuş olabilirsiniz

Karayip Korsanları'nın meşhur müziği. Atv ana haberden de tanırsınız. Bu müziği yapan Hans Zimmer, Ali Kırca'nın çok yakın dostu olduğu için müziğin kullanım hakkını bedava veriyor. Bu da böyle bir bilgi olsun.

 Wanted filminin gaz veren müziği de bu listeyi hak ediyor bence. Film beklentilerin altında kalabilir ama müziği hiç de öyle değil.

Türk sinemasına da girmeden olmaz tabi. Cahit Berkay denince akla gelen film müziklerinden biridir Devlerin Aşkı. Bu müziklerin nasıl yapıldığı sorulduğunda, sahneyi izlerken tamamen doğaçlama yaptıklarını söylüyor Cahit Berkay. Çoğunun stüdyo kaydı dahi yokmuş. Muhteşem gerçekten.

 Ağlamak isteyen bu müziği dinleyebilir. Daha fazla gözyaşı dökmek isteyen de filmini izlesin.

(0) (0)
canary 07.01.2020 12:09

2020 yılında filmleri yapılacak kitaplar

Artık sinema ekranlarında çok fazla kitap uyarlaması filmler görmeye başladık. Sinema için kitaplar gerçekten ciddi bir kaynak haline geldi. Başı belli sonu belli, çok okunduysa zaten tutar mı tutmaz mı diye düşüncesi olmuyor. Kitabı sevenler genelde filme de büyük bir ilgi gösteriyor.

Kitabı filme çevirme işini harika yapanların olduğu kadar, yapamayanlar da var elbette ama konu bu değil. 2020 yılında bizleri çok fazla kitaptan uyarlama film bekliyor. Genel olarak önce kitapları okuyup sonra filmleri izleyenler hayal ettikleri dünyayı bulamasa da, 2-3 saate anca bu kadarı sığdırılabiliyor.

2020'de bizlerle buluşacak olan filmlere aşağıda ulaşabilirsiniz.

The Turning

2019 korku filmleri için unutulmaz bir yıl olarak geride kaldı. Yeni yılın ilk ayları da birden fazla korku filmine sahne olacak. Bu filmlerden biri olan The Turning, Ocak ayında vizyona giriyor. Son olarak Terminator: Dark Fate filmiyle karşımıza çıkan Mackenzie Davis‘in iki özel çocuğun bakımını üstlenen bir eğitmen olarak yer alacağı The Turning, 1994 yılında yayınlnaan The Turn of the Screw romanından uyarlandı. 24 Ocak tarihinde vizyona girecek filmin başrollerinde Davis’in yanı sıra Brooklynn Prince ve Finn Wolfhard yer alıyor.

The Call of the Wild

Jack London’ın 1903 yılında yayınlanan klasik romanı The Call of the Wild, usta aktör Harrison Ford ile birlikte beyazperdeye adım atıyor. Yaşlı bir adam ve köpeği arasındaki dostluğu konu alan film, Alaska’nın vahşi doğasını da gözler önüne serecek. Son yılların köpek/insan dostluğunu konu alan film trendlerinin en yeni örneklerinden The Call of the Wild, 21 Şubat’ta sinemalarda olacak.

Emma

42 yıllık yaşamına birçok değerli eser sığdırabilmiş İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Jane Austen’in bir başka romanı daha beyazperdeye uyarlanıyor. Emma, daha önce de ekranlarda yer almıştı. 1996 yılında vizyona giren filmin başrolünde Gwyneth Paltrow yer alırken, aynı yıl televizyon ekranlarında seyircilerle buluşan yapımda ise rolü Kate Beckinsale üstlenmişti. Yeni uyarlamanın başrolünde ise Anya-Taylor Joy karşımıza çıkacak. 1815 yılında kaleme alınan aynı isimli romandan uyarlanan Emma, 21 Şubat’ta vizyona giriyor.

The Invisible Man

‘Sinematik evren’ kurma çabaları 2010’lu yılların en büyük trendlerinden biriydi. Marvel’ın MCU ile birlikte devasa bir pazar oluşturması diğer tüm devleri de bu pastadan pay alma çabasına itmişti. Bu denemeler genellikle ‘süper kahraman’ teması üzerinden gerçekleşse de, aralarından farklı projeler de çıktı. Bu furyaya katılmaya çalışan isimlerden biri olan Universal Studios, uzun bir süredir haklarını elinde bulundurduğu karakterlerden bir ‘canavar evreni’ kurmaya çalışıyor. Bu fikir henüz herhangi bir başarı kaydedemese de 2020 yılında vizyona girecek olan The Invisible Man, ‘Dark Universe’ü bir kez daha kıvılcımlandırabilir. Bilim kurgu edebiyatının en önemli isimlerinden H.G Wells’in 1952 tarihli aynı isimli romanından uyarlanan The Invisible Man, 28 Şubat tarihinde seyirciyle buluşacak.

Mulan

2019 yılında ABD’de en çok gişe hasılatı elde eden filmlerin yüzde seksenini elinde bulunduran Disney, geride bıraktığımız yılda üç popüler animasyonu da yeniden beyazperdeye getirmişti. 2020 yılı ise 90’ların bir başka ünlü animasyonunun live-action olarak geri dönüşüne sahne olacak: Mulan. Disney’nin yeni Mulan filminin Ballad of Mulan’a oldukça yakın olacağı söyleniyor. Merakla beklenen film 27 Mart tarihinde vizyonda olacak.

The Woman in the Window

Kitap sayfalarından dev ekrana yolculuk edecek yapımlar arasında oldukça yeni isimler de bulunuyor. A. J Finn’in 2018 yılında raflarda yerini alan The Woman in the Window romanı yıldızlarla dolu kadrosuyla bir film haline geliyor. Darkest Hour, Pride & Prejudice ve Atonement gibi yapımlarla tanıdığımız Joe Wright‘in yönetmenliğini üstleneceği filmin oyuncu kadrosunda ise Amy Adams, Gary Oldman, Julianne Moore ve Anthony Mackie gibi ünlü isimler bulunuyor. Film, 15 Mayıs tarihinde sinema salonlarındaki yerini alacak.

Artemis Fowl

Disney, ilk kez beyazperdeye taşıdığı klasikler konusunda pek de başarılı bir karneye sahip değil. Nutcracker and the Four Realms ve A Wrinkle in Time gibi yapımlar dev stüdyo için başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Disney, 2020 yılında bu başarısızlığını telafi etmeye çalışacak. Eoin Colfer’ın aynı isimli roman serisinden uyarlanacak olan Artemis Fowl, ilk kez sinemada boy gösterecek. Bir periyi kaçıran 12 yaşındaki zeki, milyoner ve suç dehası bir çocuğun hikayesini konu alacak yapımın başollerinde Ferdia Shaw, Judi Dench ve Josh Gad yer alıyor. Film, 29 Mayıs’ta vizyona girecek.

Death on the Nile

Kenneth Branagh, 2017 yılında Agatha Christie’nin klasik eserlerinden biri olan Murder on the Orient Express’i yıldızlarla dolu bir kadroyla beyazperdeye taşımıştı. Aynı zamanda Dedektif Hercule Poirot karakterine hayat veren yönetmen Branagh, Agatha Christie uyarlamalarına Death on the Nile ile devam edecek. Sonbahar aylarında seyirciyle buluşacak olan filmin kadrosunda Gal Gadot, Armie Hammer, Annette Bening ve Russell Brand gibi isimler bulunuyor. Film, 9 Ekim’de yayınlanacak.

The Witches

Roald Dahl, geçtiğimiz yıllar boyunca kitaplarıyla birlikte klasikleşmiş birçok filme de ilham kaynağı oldu. Charlie and the Chocolate Factory ve Matilda gibi eserleri beyazperdeye uyarlanan Dahl’ın bu kez 1983 yılında kaleme aldığı eseri The Witches seyirciyle buluşacak. Usta yönetmen Robert Zemeckis‘in ekranlara getireceği filmin kadrosunda ise Anne Hathaway, Stanley Tucci ve Chris Rock yer alıyor. The Witches, 9 Ekim tarihinde sinemalarda olacak.

Dune

2020 yılının en çok beklenen yapımı ise yılın sonunda aramızda olacak. Son yılların en başarılı yazar/yönetmenlerinden Denis Villeneuve, bilim kurgu edebiyatı için bir mihenk taşı olan Dune’u beyazperdeye taşıyor. Özellikle bilim kurgu severler tarafından sabırsızlıkla beklenen filmin kadrosunda Timothee Chalamet, Oscar Isaac, Jason Momoa, Zendaya, Josh Brolin, Dave Bautista, Javier Bardem ve Stellan Skarsgard gibi ünlü isimler yer alıyor. Villeneuve, geçtiğimiz yıllarda Blade Runner 2049, Arrival ve Sicario gibi filmlerle adını en başarılı genç yönetmenler arasına yazdırmayı başardı. 1965 tarihli klasik eserden uyarlanan Dune, 18 Aralık’ta vizyonda olacak.

(0) (0)
kubilayozsobaci 06.01.2020 15:14

Kemal Sunal'ın 3 farklı filmde giydiği yeşil eşofman!

Yeşiçam'ın efsane yapımlarının büyük nyokluklar içinde çekildiği ve yapımcıların metre ile aldıkları filmleri yettirmek için nasıl sinir krizleri geçirdiği ve çoğu zaman beğenilmemesine rağmen yeni makara film almamak için bazı sahnelerin mecburen kullanıldığı neredeyse tüm Yeşilçam emektarları tarafından yılklardır anlatılır.

Bazı filmlere bakınca durumun sadece film ve diğer yapım techizatlarından da ibaret olmadığı oyuncu kıyafetlerinin de farklı pekçok filmde giyildiğini görmek mümkün.

En bilinen ve gülümseten örnek ise Kemal Sunal'a ait. Yeşilçam'ın sevilen oyuncusu Kemal Sunal , Postacı , Şendul Şaban ve Sevimli Hırsız filmlerinde aynı eşofmanı giymiş.

Bu durum "ya yeni film için eşofman almaya ne gerk var, evde giydiğimi giyeyim" mantığından mı kaynaklandı yoksa ilgili eşofmanın uğurlu sayılmasından mı bilinmez ama biz Kamal Sunal'a farklı rollarde ama aynı yeşil eşofmanla çok sevdik çok güldük. Ruhu şad olsun...

(0) (0)
mcgoktug 06.01.2020 12:03