Sinemada aynalar bazen bir yüzü, bazen de karakterin sakladığı tarafı gösteriyor. Komediden gerilime kadar farklı türlerde kullanılan ayna sahneleri, tek bir görüntüyle karakterin ruh hâli ve filmin dünyası hakkında çok şey anlatabiliyor.
Avanak Apti’de ayna, görüntüyü bozarak komedinin bir parçasına dönüşüyor. Başka filmlerde ise yalnızlığı, korkuyu, kimlik çatışmasını veya karakterin kendisiyle hesaplaşmasını anlatmak için kullanılıyor.
Amélie’de ayna, karakteri kendi küçük ve renkli dünyasıyla baş başa bırakıyor.
The Lady from Shanghai’ın ünlü aynalar salonunda ise yüzler çoğaldıkça gerçeğin hangisi olduğu belirsizleşiyor. Aynı nesne bir filmde tebessüm yaratırken başka bir filmde gerilimin, yabancılaşmanın veya parçalanmış bir kimliğin simgesine dönüşebiliyor.
Yönetmenler aynayı kadraja aldığında seyirciye ikinci bir bakış açısı açılıyor. Karakter aynı anda hem olduğu kişiyle hem de sakladığı tarafıyla karşımıza çıkabiliyor. Bu nedenle bazı ayna sahneleri, uzun diyaloglardan daha fazla şey anlatıyor ve filmi izledikten yıllar sonra bile hafızada kalıyor.
Alireza Khatami’nin Öldürdüğün Şeyler filminde aynalar, Ali’nin bastırdığı öfke ve suçluluk duygusunu görünür hâle getiriyor. Annesinin şüpheli ölümünün ardından gizemli bahçıvan Rıza’yla karşılaşan Ali’nin dünyasında, iki karakter arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor.
Rıza’nın araç aynasında görünmesi de onu yalnızca dışarıdan gelen biri değil, Ali’nin sakladığı şiddetin ve yüzleşmek istemediği tarafının yansıması gibi gösteriyor.


